Acıyı sevmeyi öğrenmemiz mi gerekiyor?| HT Gastro

Bu antipatinin genetik sebepleri var; ancak yapılan birçok araştırma, içgüdüsel olarak kaçınılan acı tatları sevmeyi öğrenmenin önemini ortaya koymaya başladı, sağlık açısından elde edilebilecek potansiyel faydalar göz önünde bulundurulduğunda.

Şöyle bir düşündüğümüzde, bu tür keskin tatlara sahip besinlerden hoşlanan sayısı bir elin parmaklarını geçmez; tatlı, acı veya ekşi lezzetler daima ön plandadır. Fakat keskin tatlardan bu denli kaçınırken, nelerden vazgeçtiğimizin pek farkında değiliz.

Öncelikle, ağızda acı ve keskin bir tat bırakan birtakım besinler, özellikle de yapraklı yeşil sebzeler (roka, bazı marul türleri, ıspanak, karalahana ve pazı gibi) ve brokoli, karnabahar gibi turpgiller familyasına ait sebzeler, yapılarında bitkiler tarafından üretilen fitokimyasallar barındırıyorlar; bu bileşenler, bazı kanser türlerinin ve kardiyovasküler hastalıkların görülme riskini düşürüyor. Ayrıca bu sebzelerin sıklıkla dahil edildiği bir beslenme düzeni uygulamanın bilişsel becerilerde düşüşün yavaşlamasına yardımcı olduğuna dair veriler var.

Tüm bu besinsel avantajları göz ardı ediyor, tatları acı diye yeşil dolu tabakları sofralarımıza almıyoruz. Zaten bitkilerin bu acı bileşenleri üretmelerinin bir sebebi var: Bizi kendilerinden uzak tutmak. Washington Üniversitesi’nden araştırmacı Adam Drewnowski’ye göre, “İnsanların çoğu sebze yemekten hoşlanmıyor – emin olun ki bu his, karşılıklı.”

Damak zevkinize meydan okuyun

Bitkiler, farklı türlerde fitokimyasallar üreterek kendilerini yenilmeye karşı korumaya çalışırlar; acı, buruk ya da keskin tatlı bu bileşenler, insanın damağında ve beyninde alarm durumunun aktive olmasına sebep olur. Gastroenterolog Dr. Saliha Mahmood Ahmed şöyle açıklıyor: “İnsan, acı tatlardan hoşlanmamaya proglamlıdır. Avcı-toplayıcı olduğumuz zamanlarda, acı ve keskin tatlar, bedenimize zararlı olabilecek şeylerin göstergesiydi; yani, acı tatlardan hazzetmeyişimiz, biraz da içgüdüsel aslında.”

Ancak bu içgüdüyü kendi haline bırakmak, insan sağlığı üzerinde yıkıcı etkileri beraberinde getirebiliyor – özellikle de bağırsak sağlığı söz konusu olduğunda. “Bilim, şu anda, bağırsakların mucize ilacı olarak kabul gören prebiyotikler üzerinde çok sıkı çalışıyor. Prebiyotikler, bağırsakların parçalayıp sağlık açısından gerekli birtakım kimyasalları üretmekte kullandığı lif içeriğini sağlıyor. Prebiyotik besinlerin çoğu acıdır. Ancak bu acı tatlardan uzak durmak demek, büyük bir prebiyotik kaynağından mahrum kalmak demek. Repertuarınızı geliştirip bu hafif acı bileşenlere alıştırabilirseniz kendinizi, bağırsaklarınız size minnettar kalacaktır,” diyor Dr. Ahmed.

Roehampton Üniversitesi’nden beslenme uzmanı Sue Reeves ise acımtırak yeşillerin bağışıklık sistemine de faydalı olduğuna işaret ediyor. “Besinlere acı tat veren kimyasal bileşenlerin bazılarında antioksidan hareketlilik bulunuyor – ki bu, bağışıklık sisteminin desteklenmesi demek. Ayrıca besin emilimine yardımcı olan sindirim enzimlerini de arttırdıklarından, sindirimi tetikliyor ve bağırsak sağlığında iyileşme sağlıyorlar.”

Acıyı yenebilir yapmak aşçının görevi

Acı tatları sevmeyi öğrenerek, yemek yapma becerilerinizi geliştirerek mutfakta harikalar yaratabilirsiniz. İtalyan yemekler üzerine uzman şef Valentina Harris şöyle diyor: “Acı tatların, duyuları keskinleştiren ve diğer aromaların denge bulmasını sağlayan bir özelliği var. Sağlık açısından faydaları ve çok yönlülükleri de cabası. Fakat acı tatları en iyi şekilde kullanabilmek için çeşnilendirmeye önem vermek gerekiyor.”

Yöntem ne peki? “Ağız sulandıran yemekler için acılık ve keskinliğin diğer aromaları boğmasına izin vermek yerine, bu tatları ekşi/asit, tatlı veya tuzlu/umami gibi lezzetlerle dengelemeye çalışmak,” diyor Harris.

Dr. Ahmed, acı tatlara tahammülü olmayanlara şu şekilde tavsiye veriyor: “Öncelikle kendinize meydan okuyun ve kendinizi sınırlandırmamaya çalışın. ‘Çok acı bu, denemek istemiyorum,’ diye düşünmemeye çalışın. Biraz tatlılık katabilirsiniz mesela; tatlı, acı ve keskin aromalara çok yakışır. Ayrıca bilinçsiz beslenmeden bilinçli bir beslenme alışkanlığına geçiş şart; diyetinizde acıyı da kapsayacak şekilde bilinçli kararlar alın ve tolerans geliştirin.”

Related Posts

Bir cevap yazın

izmit escort bursa escort istanbul escort şişli escort istanbul escort avrupa yakası escort şirinevler escort beylikdüzü escort avcılar escort beşiktaş escort ataşehir escort bursa escort betvino beylikdüzü escort mecidiyeköy escort sex hikaye antalya eskort antalya eskort milanobet giriş